Sertifikalar: CE, Tasarım Tescili Tank kapasitesi: 5 LT Püskürtme miktarı: 1 ila 3 ml arasında ayarlanabilir 5 lt tank ile kullanım: 1.666 kere Güç kaynağı: 12V Adaptör Aktivasyon: Kızılötesi sensör ile Maksimum tüketim: 36W Çalışma sıcaklığı: 0 – 43 °C Kasa malzemesi: %100 Hafif alüminyum Cihaz ebatları: En 36 cm x Derinlik 16 cm x Yükseklik 150 cm Kaide ebatları: En 48 cm x Derinlik 30 cm x Yükseklik 2 cm Ağırlık: 11 kg (Tank boş iken)
El hijyeni; bakteri, mikrop ve virüslerin bulaşıcılığını azaltma amacıyla alınması gereken önlemlerin başında geliyor. Hastane, AVM, ibadethane, restoran, mağaza, eczane, market gibi ortak ve halka açık alanlarda, hastalıkların bulaşıcı etkisini azaltmak ve hijyen önlemlerini artırmak amacıyla özel olarak tasarladığımız sensörlü dezenfektan cihazlarımız, tüm iç mekan kullanımlarına uygundur.
“Yeni Normal” düzeninde; kapalı mekan girişlerinde ve bazı mekanlarda yasal olarak da bulundurma zorunluluğu bulunan dezenfektan cihazları, hem kendi sağlığınız hem de misafirlerinizin sağlığını korumada önemli bir rol oynar. Cihazlarımız, kolay kurulumu ve dayanıklı yapısıyla rahat bir kullanım sunar.
Sensörlü El Dezenfektan Standı (1 Litre)
Sertifikalar: CE, Tasarım Tescili Tank kapasitesi: 1 LT Püskürtme miktarı: 1 ila 3 ml arasında ayarlanabilir 1 lt tank ile kullanım: 1000 kere Güç kaynağı: 4 adet AA pil Aktivasyon: Kızılötesi sensör ile Maksimum tüketim: – Çalışma sıcaklığı: 0 – 43 °C Kasa malzemesi: %100 Hafif alüminyum Cihaz ebatları: En 9 cm x Derinlik 9 cm x Yükseklik 130 cm Kaide ebatları: En 30 cm x Derinlik 23,5 cm x Yükseklik 2 cm Ağırlık: 5 kg (Tank boş iken)
1100mL, Cihaz XDQ110 Modeli, ABS Gövdeli, Ayak kısmı paslanmaz çelik, DC4x1.5V Pilli, 1mL sabit düz püskürtmeli Ölçüler: ⇒Ayak çapı: 275mm ⇒Stand yüksekliği: 1180mm
1100mL, Cihaz XDQ110 Modeli, ABS Gövdeli, Ayak kısmı paslanmaz çelik, DC4x1.5V Pilli, 1mL sabit düz püskürtmeli Ölçüler: ⇒Ayak çapı: 275mm ⇒Stand yüksekliği: 1320mm
Tıbbi cihazların tarihi ve günümüzde tıbbi cihazlar:
Tıbbi Cihaz ya da diğer adıyla medikal cihazlarla ilgili ilk tanımlamalar hayatımıza modern bilim ile birlikte girmiştir.
Tıbbi Cihaz tanımı:
İnsanlar üzerinde; Bir hastalığın teşhisi, önlenmesi, izlenmesi, tedavisi veya hafifletilmesi, herhangi bir yaralanma veya sakatlığın teşhisi, izlenmesi, tedavisi, hafifletilmesi veya telafi edilmesi için kullanılan her türlü alet, aparat, cihaz veya başka bir madde şeklinde yapılabilir. Bu modern tanıma göre; basit bir neşterden, çok karmaşık yapıdaki MR cihazına kadar birçok alet ve cihaz Tıbbi Cihaz kapsamına girmektedir. Biyomedikal Mühendisliği mesleği Tıbbi Cihaz olarak tanımlanan cihazların tamamı ile doğrudan ilgilidir.
Hastalıklar ve ölüm canlılar için kaçınılmazdır. Ancak ilk insanlar da modern insanlar gibi hastalıklarla mücadele etmeye çalışmıştır. Hastalıkları önleyemediğinde hastalıkların etkilerini azaltmak ve ölümü geciktirmek için çabalamıştır. Tıbbi cihazlar ve dolayısıyla Biyomedikal Mühendisleri bu çalışmaların önemli bir parçasıdır. Her ne kadar tıbbi cihaz veya Biyomedikal Mühendisi gibi kavramlar modern bilimle birlikte hayatımıza girmişse de eskiden de insanlar benzer aletleri ve cihazları üretmeye kullanmaya çalışmıştır.
Eski uygarlıkların çoğu çeşitli tıbbi prosedürler için forseps, bıçak, neşter, testere, neşter, iğne, trokar, koter ve bıçak gibi aletler kullanmıştır. Milattan sonra 79’da Vezüv Yanardağı’nın patlaması, Roma şehirleri Pompeii ve Herculaneum’u kül ve pomza taşının altına gömdü. Yüzyıllar sonra yapılan kazılarda kurtarılan eserler arasında çok sayıda cerrahi alet bulundu.
Roma döneminden cerrahi aletler (forseps, spekulum, kancalar, makaslar)
Cerrahi aletlerin yanı sıra eksik vücut parçalarını tamamlayacak çeşitli alet/protezlerden de faydalanıldığı bilinmektedir. Bilinen en eski protez milattan önce 950’de Kahire’de eski bir Mısırlı soylu kadının mumyalanmış bedeni üzerinde keşfedilmiştir. Mumya üzerinde bulunan bu protez büyük ölçüde ahşaptan yapılmıştır, kalıplanmış ve boyanmıştır, bileşenleri deri iplikle birbirine bağlanmıştır.
Onyedinci yüzyılda bilimsel yöntemin hayatta daha çok yer bulmasıyla bu tür cihazlar daha yaygın hale geldi. Pek çok tıbbi cihaz, ilk başlarda doktorlar tarafından üretildi. Bu cihazlar güvenlik veya etkinlik açısından hiçbir standardı veya gözetimi olmaksızın doğrudan halka satıldı. Hastaneler, askerlerin ve hastaların özel ekipman ve bakıma erişimi olan doktorlar tarafından tedavi edilebileceği bir yer olarak yaratıldı. Üniversiteler bilim, tıp, anatomi ve tıpla ilgili konuları öğretmeye başladı. Tıbbi bilgi ve teknik bilgi genişlemeye ve gelişmeye devam etti.
1800’ler tıbbi cihazlar, terapötik ve tıbbi buluşlar ve modern tıbbın gelişimi için çığır açan bir dönemdi. 1867’de, Joseph Lister “Ameliyat Pratiğinin Antiseptik İlkesi”ni yayınladı. Bu, tıp biliminde nihayetinde daha temiz ameliyathanelere, daha başarılı sonuçlara ve hastaların daha yüksek hayatta kalma oranlarına yol açacak olan en ufuk açıcı ve en önemli anlardan biriydi. Louis Pasteur ve Robert Koch, dünya çapında birçok hastalığın nedeni olarak “mikropları” tanımladı.
Ondokuzuncu yüzyılda stetoskop, hipodermik şırınga, oftalmoskop, elektrokardiyogram, işitme cihazları gibi cihazlar piyasaya sürüldü. Forseps, bıçak, neşter, testere, neşter, iğne, trokar, koter ve bıçak gibi cihazların tasarımı çelik gibi malzemelerin kullanımıyla gelişmeye devam etti. 20. yüzyılda kardiyo defibrilatör, kalça ve diz implantları, kalp ameliyatları, laparoskoplar, diyaliz makineleri, infüzyon pompaları, insülin pompaları, balon kateterler, tek kullanımlık malzemeler, kalp akciğer makineleri, inhalerler, protezler, kardiyovasküler cihazlar, solunum cihazları, vantilatörler, stentler, kalp pilleri gibi implantları içeren tıbbi cihaz ve prosedürlerde bir patlama görüldü. Tıbbi cihazların büyümesi son 100 yılda katlanarak arttı. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya pazarında 2 milyon farklı marka ve türde tıbbi cihaz bulunmaktadır.
1895 yılında X ışınlarının bulunmasından sonra 20.yüzyılda, birçok alanda olduğu gibi tıp alanında da önemli gelişmeler olmuş, bunun sonucunda da tanı ve tedaviye yönelik hizmetlerin kalitesi büyük çapta artmıştır. 1950’li yıllarda gama kameralar, 1970’li yılların başında bilgisayarlı tomografi ve 1980’li yıllarda manyetik rezonans cihazlarının tıp alanında kullanıma girmesi, 1970’li yıllarda mikroişlemci teknolojisinin kullanılmaya başlaması, hastanelerde kullanılan cihazların nitelik ve niceliğinde değişimlere neden olmuştur.
Modern Tıbbi Cihazlar
Elektronik ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmelerin sonucu olarak yüksek teknoloji ürünü tıbbi cihazlar sayı ve çeşit yönünden hızla çoğalmıştır. Bu kısa süre içinde bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, nükleer tıp ve ultrasonik görüntüleme sistemleri, renkli ultrasonik fiber endoskoplar, çeşitli tipte lazer cihazları ve daha birçok sağlık ile ilgili yeni teknolojiler ortaya çıkmıştır. Tıbbi cihazların üretim maliyetlerinin düşmesi, ileri teknoloji ürünü tıbbi cihazların daha yaygın olarak kullanılmasını da beraberinde getirmiştir.
Teknolojik gelişim bu şekilde devam ettiği sürece tıbbi cihazların gelişimi de teknolojiye paralel olarak gelişmeye devam edecektir. Teknolojik gelişimin yanı sıra ekonomik ve politik kararlar da sağlık alanında önemli araştırma ve yatırımların yapılmasına ortam hazırlamaktadır.
Biyomedikal cihazların gelişimini etkileyen birçok faktör vardır. Yukarıda da bahsedildiği gibi herhangi bir alanda gelişmeden söz ediyorsak bu gelişmenin öncelikli sebebi ihtiyaçlardır. Salgın hastalıklar, savaşlar tıp alanındaki gelişmelerin en önemli sebeplerindendir. Örneğin, hepimizin bildiği ve çağın vebası olarak tanımlanan AIDS hastalığı ortaya çıkmamış olsaydı bugün bu hastalığın tedavisi için yapılan araştırmalar ve geliştirilen bazı teknikler olmayacaktı.
Biyomedikal teknolojisinin gelişimi, aslında oldukça eskilere dayanmaktadır. 2000 yılında Alman arkeologların 3.000 yıllık bir mumyanın ayağında protez olduğu düşünülen tahtadan yapılmış bir baş parmak bulmuş olmaları da bunun bir göstergesidir. Biyomedikal teknolojisinin gelişimi tıp alanındaki gelişmelere ve teknolojiye paralel olarak gelişmektedir. Gelişim aşamaları kronolojik olarak aşağıda görülmektedir:
1900 öncesi:
Fransız Rene Laennec stetoskopu buldu. X-ışınları keşfedildi. İlk kan nakilleri geliştirildi. Solunumda oksijenin önemi anlaşıldı. İlk cerrahi antiseptik teknikler geliştirildi. İlk katarakt ameliyatları yapıldı.
1900-1920 arası:
Kalple ilgili kateterizasyon teknikleri geliştirildi. Cerrahi dikiş tekniklerinde ilerlemeler ve damarlardan enjeksiyon gerçekleştirildi. William Eindhoven, EKG elektrokardiyografiyi geliştirdi.
1920’li yıllar:
Dokular için dondurma ve çözme teknikleri geliştirildi. Yapay akciğer de denilen solunum cihazı geliştirildi.
1930’lu yıllar:
Anestezi teknikleri geliştirildi. Kan bankaları kuruldu.
1940’lı yıllar:
Kanda Rh faktörü keşfedildi. İlk başarılı böbrek ve deri transplantasyonları (organ nakli) yapıldı.
1950’li yıllar:
Elektron mikroskobu kullanıldı. Nükleer tıpta gelişmeler oldu. Açık kalp ameliyatı ve pacemaker kullanımı gelişti. Kemik ilişi transplantasyonu geliştirildi. DNA keşfedildi. Kalp-akciğer makinesi geliştirildi.
1960’lı yıllar:
Canlı insandan başarılı kalp, akciğer, karaciğer, pankreas nakilleri yapıldı.
1970’li yıllar: Kardiyoloji alanında ilerlemeler oldu. CT (bilgisayarlı tomografi) geliştirildi. MRI (manyetik rezonans görüntüleyici – EMAR) geliştirildi. Kolesterol ve kalp hastalıkları arasındaki bağlantı ortaya çıkarıldı.
1980’den günümüze :
Gen haritası çıkarıldı. Intravascular oksijeneratörü geliştirildi. Görsel insan projesi hayata geçirildi. İleri organ nakil teknikleri geliştirildi. Elektrocerrahi teknikleri ve lazer teknolojileri geliştirildi.
Görüldüğü gibi gerek tıp alanında gerek teknolojide gerekse biyomedikal alanındaki gelişimin önemli safhaları son bir yüzyıl içinde gerçekleşmiştir. Günümüzde bilimsel gelişmelerin teknolojiye dönüşmesi ve farklı disiplinlere uygulanması çok kısa sürede gerçekleşmektedir. Yakın gelecekte hastaların uzaktan muayene edilmelerine, uzaktan ameliyatlara, vücut içinde dolaşan nano robotlara, yeni ilaçlara ve tedavi yöntemlerine şimdiden kendimizi hazırlamamız gerekiyor.